İbrahim Kaypakkaya'nın Hayatı ve mucadelesi

1970`lerin kabaran kitle haraketlerinin icinde kasketli, yesil gözlü bir delikanliydi. Genc yasina ragmen yasadigi kosullarin ve dönemin pratigi icinde gelistirip-büyüttü düsüncelerini.

Kaypakkaya`yi ülkemizdeki burjuva ve burjuva-demokrat aydinlar özelikle Â? yok Â? sayar. O`nu israrla görmezlikten gelirler. Bunun tek bir nedeni vardir. O da, hic kusku yoktur ki Kaypakkaya `nin proleter devrimci cizgisidir.

Cünkü O`nun, Türk devletinin niteligini ve Kemalizm`in fasist özünü, komprador burjuvazi ve toprak agalarinin temsilcisi oldugunu, Türk devletinin Kürt ulusunu ezdigini, Kürtlerin ezilen bir ulus oldugunu ve Kürt ulusunun ayrilma hakki oldugunu net olarak ortaya koymasi; ve bunlarla birlikte , proleterya önderliginde demokratik halk devrimi ve kesintisiz olarak sosyalizm ve komünizmi hedefledigi icin, ne burjuvazinin ne de burjuvazinin etki cemberi icindeki bazi demokrat aydinlarimizin hosuna gitmistir. Öte yandan Kaypakkaya `nin düsünceleri ve cözümlemelerinin, bu kesimlerin hosuna gitmesi zaten beklenemez.

Bu gerceklerin yaninda bir baska gercek daha var ki; Kaypakkaya `nin kurdugu isci sinifinin öncü örgütü Proletarya Partisi TKP/ML `nin, sinif savasimini kesintisiz ve O`nun ortaya koydugu Marksist-Leninist-Maoist cözümlemeler isiginda dirayetle yürütmesidir. Burjuvaziyi ve onun ideolojik-siyasal cemberi icinde olanlari korkutan esas öge de budur. Cünkü, Kaypakkaya `nin düsünceleri savasima katiyen ara vermemis, yari yolda asla tökezlememistir.ve yasadigi dönemden bugüne onun düsünceleri bu cografyada en tehlikelisi olarak belirlendi. Bundandir ki Saklanmaya calisilan bir mesaledir Ibrahim KAYPAKKAYA!...

Biz bu yazida Kaypakkaya `nin hayatinin yaninda fikirleri ve ideolojik-siyasi durusunu ve yaratmis oldugu degerleri ve Kaypakkaya `yi, Kaypakkaya yapan ögeleride bir bir isliyecek ve sizlere sunacagiz.

1 Bölüm: Ailesi ve Ögrenim Yillari

Kaypakkaya ailesi, Sungurlunun Akdere köyünden. Aile bazi nedenlerden dolayi ilk önce , Akdere´den Narlik´a, daha sonrada Karakaya köyüne yerlesmis. Karakaya köyü ilk basta Corum´un Alaca ilcesine baglidir. Köylüler, köy daha yakin oldugu icin Sungurlu´ya baglanmasi icin imza toplar. Uzun ugraslardan sonra köy, Sungurlu´ya baglanir.

Ali Kaypakkaya nin dedesi Halil Aga, uzun yillar Karakaya köyünde muhtarlik yapmis. Köyün bir dönem muhtarliginida Ali KAypakkaya yapmistir.

Halil Aga iki kez evlenmis ve 8 tane oglu olmustur. Ayse ve Sultan hanimlardan olan 8 cocuktan birisi de Ibrahim Kaypakkaya´nin dedesi Ibrahim beydir. Elif Hanim ile evlenen Ibrahim beyin, Ali ve Hanim isminde iki cocugu olur. Aile genis toprak sahibi oldugu icin ekonomik durumu iyi yani varsildir. 12 yasindayken babasi Ibrahim beyi kaybeden Ali bey, 15-16 yasindayken Döndü adli teyzesinin kizi Medya ile evlenir. Yaklasik 8 yillik bir evlilikten sonra Ali bey ile Medya hanimin 1948 yilinda bir oglu olur. Resmi kayitlara göre Ibrahim Kaypakkaya´nin dogum yili 1949 dur. Ali bey dogan cocuga ölmüs babasi Ibrahim beyin anisina Ibrahim adini koyar.

Kisa bir süre sonra bazi sorunlarindan dolayi annesi ve babasi ayrilir. Bu sirada Ibrahim Kaypakkaya 3 yasindadir.

Köyde, "Al yanaklı", "Elma gibi kırmızı yanaklı" diye tanınir.

İbo'nun sevdiği ve çok söylediği türkü ise "Burçak Tarlası" türküsüdür.


Ilkokul Eğitimi

İbrahim, ilkokul eğitimine başladığı güne kadar çocukluğunu köyünde her köylü çocuğu gibi Tarlaya gider, ot biçer, hayvanlarını otlatarak geçirir.

Ali Kaypakkaya, İbrahim, okula gitme çağına geldiğinde, Karakaya köyünde okul olmadığı için ilköğretim eğitimini yapması amacıyla yakın akrabalarının yanına gönderir. Bu nedenle İbrahim Kaypakkaya, ilköğretimini değişik köy okullarında okur.

Ve 27 Mayıs 1960 devrimi olduğu zaman İbrahim Kaypakkaya, ilkokul öğrencisidir.

İbrahim, İlköğretimin 1. ve 2. sınıflarını, Ortakışla (Orta-köy)'da, babasının baldızı Zöhre Hanım ile Zöhre hanımın Turan ve Habip isimli kardeşlerinin yanında okur. 3. sınıfı Karamahmut isimli köyde Ali Beyin kızkardeşi Kadın'ın yanında okur. 4. ve 5. sınıfları Alacahöyük'te Ali Kaypakkaya'nın teyzesi Yeter hanımın yanında okur.
Alacahöyük'te okurken İbramin'in öğretmeni Mehmet Yıldırım, bir kaç kez Ali Beye gelir ve derki "İbrahim çok iyi okuyor. Bunu okut. Öğretmen Okulu imtihanlarına mutlaka girsin", der.

Hasanoğlan Öğretmen Okulu

Kaypakkaya İlköğretimini bittirdikten sonra Hasanoğlan Öğretmen Okulu sinavlarina girer. Bu arada Karakaya köyünden bir çok genç, zaten Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nda okumaktadır.

Bazılarıyla akraba olan İbrahim Kaypakkaya, aynı köylüsü Emin Özdemir, Celal Özdemir, Arap Sarmaşık ve Halit Sarmaşık ile Sınavlara girer ve Öğretmen Okulu'nun sınavlarını kazanan İbrahim Kaypakkaya, 1960-1961 döneminde, Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nda öğrenciliğe başlar.
Yatılı ve kızlı-erkekli öğrencilerin eğitim-öğretim gördüğü Hasanoğlan Öğretmen Okulu, Ankara-Samsun karayolu üzerinde ve Ankara'ya en çok on kilometre uzaklıkta bir yerdedir.

Kaypakkaya adil esitlikci yönlerini bu okuldada pratiksel durusuyla gösterir. Haksizliga ve baskiya gelemiyen kisiligi bu okulda sivrilmesine neden olur.

Birgün Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nda mutad sabah yoklaması yapılmaktadır.
Müdür Nazım Esen, yeni gelmiş bir öğrenciyi, bir nedenle tokatlamaya başlar.
Okulun bütün öğretmen ve öğrencileri yoklamadadır.
O sirada İbrahim Kaypakkaya, gayri ihtiyari bulunduğu yerden seslenir:
"Sen o çocuğu dövemezsin",
Öğrenciler ve öğretmenler, sesin geldiği yöne bakar.
Müdür Nazım Esen,
"Kimsin sen, ismin nedir?"
Bu soru üzerine Kaypakkaya "İsmim İbrahim Kaypakkaya. Beni dövebilirsin ama onu dövemezsin. Çünkü, o okula yeni gelmiş ve birçok kuralı bilmeyen bir çocuktur." Der.
Müdür Nazım Esen, yanına çağırdığı İbrahim Kaypakkaya'ya bir sürü söz söyledikten sonra bir de tokat vurur.

Kaypakkaya Beş yıl boyunca burada eğitim görür.

1964-1965 eğitim-öğretim dönemi sonunda Hasanoğlan Öğretmen Okulunu başarıyla bitirir Kaypakkaya.
Bu arada Öğretmen Okullarının beşinci sınıf sonunda, beşinci sınıfın en başarılı öğrencilerini, okul yönetimleri, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü'ne bildirir. Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü, başarı puanlarına göre başarılı olarak bildirilen bu öğrencileri Ankara, İstanbul ve İzmir'de bulunan Yüksek Öğretmen Okulları'na paylaştırır. Basarli olan Ibrahim Kaypakkaya Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na gönderilir.


Çapa Yüksek Öğretmen Okulu

İbrahim Kaypakkaya, 1965-1966 eğitim-öğretim döneminde Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nun Lise son hazırlık sınıfına öğrenci olarak gelir.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı İlhami Ertem İstanbul'da bazı okullarda incelemelerde bulunan bu incelemelerinin duraklarindan biride Çapa Yüksek Öğretmen Okuludur, 4 Mayıs 1967 Perşembe günü, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nu ziyaret eder.

Bakan İlhami Ertem, ziyareti sırasında öğrencilerle sohbet toplantısı düzenler.

Arkadaşları adına konuşan İbrahim Kaypakkaya, "Hazırlık sınıflarında, bazı öğretmenler, ideolojik propaganda yapıp, broşür dağıtıyor. Oysa, öğretmen okullarında siyaset yapılmayacak deniyor. Bakanlık tarafından görevli kişi sağcılık yapmaktadır. Siyaset yapılacaksa biz de yapalım", der.

Bu onun Çapadaki ileriki devrimci cikisinin nüvelerini olusturacaktir.Ve kisa bir süre sonrada bu dogrultuda siyasi pratik calismalar icinde görürüz zaten.

O dönem henüz YÖOÖ Fikir kulübü ye FKF İstanbul sekreterliği kurulmuş değildir. Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda öğrenci cemiyeti ile derneği, Fen Fakültesi'nde fikir kulübü vardır.

FKF İstanbul Sekreterliği'nin Aksaray'daki bürosu, 9 Temmuz 1967 Pazar günü açılır.

TÖS İstanbul Şubesi ile FKF İstanbul Sekreterliği aynı binadadır. Örgütler arasında dayanışma olduğu gibi zaman zaman TÖS'ün konferans salonunu FKF istanbul Sekreterliği tarafından eğitim, açık oturum gibi amaçlar nedeniyle kullanılır.

Sekreterlik, her fakülteden sosyalist gençlerin uğrak yeridir.

İstanbul'da bir çok yüksek okulda fikir kulübü kurulmuş, bazılarında da kurulma çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar sırasında Fen Fakültesi`nde öğrenci olanlar ile ilişki kurularak, okullarında fikir kulübü kurulması konusunda öneri götürülür.

FKF İstanbul Sekreterliği çevresi ile devrimcilerin hakimiyetinde olan öğrenci örgütleri tarafından tanınan ve bu örgütlerle ilişkisi olan İbrahim Kaypakkaya,1967 yılı son aylarına gelindiğinde, YÖO'nda fikir kulübünün kurulmamasını bir eksiklik olarak görür ve bir kısım arkadaşıyla birlikte YÖOÖ Fikir Kulübünü kurma çalışmalarını başlatır.

Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Öğrencileri Fikir Kulübü, 21 Kasım 1967 Salı günü kurulur.
Çapa Yüksek Öğretmen Okulu öğrencileri Fikir Kulübü kurulduktan sonra yapılan ilk Yönetim Kurulu toplantısında İbrahim Kaypakkaya başkan, Halit Koçer sekreter, Mehmet Çetin sayman olur.

Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Öğrencileri Fikir Kulübü, 21 Kasım 1967 Salı günü, "Duyuru" başlığıyla bir kuruluş bildirisi yayınlar.

Bunun üzerine hem okul idaresi hem de savcılık tarafından soruşturma Açilir.

Çapa YÖO'nda kurulan Fikir Kulübü'nün kurucu üyeleri bu nedenle okulun disiplin kurulu tarafından sık sık sorguya çekilir.

İstanbul`da 6. Agir Ceza Mahkemesi nde 969/31 sayili dosya ile acilmis olan dava ile Capa YÖOÖ Fikir Kulübü`nün feshi ve sanik örgenci Ibrahim Kaypakkaya, Halil Kocer, Mehmet Cetin, Hasan Saglam, Muzaffer Orucoglu, Meliha Uysal, Pakize Yavru, Mustafa Coban, Sakir Kaymak, Ali Tasyapan`in üc günden bir aya kadar hapis , 50 liradadan 150 liraya kadar para cezasina captirilmalari istenir

Okul yöneticileri, 16 Ocak 1968 Salı günü, yaptığı açıklamada, Fikir Kulübü tarafından kuruluş sırasında yayınlanan bildirinin siyasi mahiyette olduğunu iddia eder.

İstanbul Toplu Basın Mahkemesinde 968/267 sayılı dosya ile dava açılır.

İbrahim Kaypakkaya, 23-24 Mart 1968 günleri, Ankara'da yapılan FKF ikinci kurultayına Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Öğrencileri Fikir Kulübü'nün kurultay delegesi olarak katılır.

Bu arada Kaypakkayanin da icinde oldugu, Fikir Kulübünün kurucularının, okul yöneticilerince 1 ay süreyle "yatılılık haklan" ellerinden alınır.

Okul Disiplin Kurulunun İbrahim Kaypakkaya, Halit Koçer, Mehmet Çetin, Ali Taşyapan, Meliha Uysal, Mustafa Çoban, Pakize Yavru, Muzaffer Oruçoğlu, Şakir Kaymak ve Hasan Sağlam hakkındaki bir ay okuldan uzaklaştırma Karari, okul müdürü Ayhan Doğan imzası ile, 27 Mart 1968 Çarşamba günü, öğrencilere tebliğ edilir.

Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda, 6 Ocak 1969 Pazartesi gecesi, sağ eğilimli Ahmet Can ve Mehmet Can adındaki kardeşler ile ibrahim Özdemir adındaki sol eğilimli Öğrenci kavga eder.

Ahmet Can ile Mehmet Can, okul kantini önünde İbrahim Özdemir adındaki sol eğilimli öğrenciyi dövdükten sonra muştayla burnundan yaralar.
İbrahim Kaypakkaya, 7 Ocak 1969 Salı günü okula gelir ve İbrahim Özdemir'i dövenleri yemekhane ile dershanelerde aramaya başlar.
Kaypakkaya'nın bu davranışına sağcı Öğrenciler karşı koyar ve soncunda Kaypakkaya arkadaslari tarafindan okuldan dışarı çıkartırlar.

Olayla ilgili olarak Okul Müdürü Ayhan Doğan, şu açıklamayı yapar:
"Bir ay önce siyasi beyanatlar verdiğinden ve fiili politika ile uğraştığından ötürü, okulumuzdan tard edilen eski öğrencimiz Kaypakkaya'nın okulu basmağa yeltenmesi bu kavganın başlatanı olmuştur." Solcu öğrenciler ise, olaylara sebep olduğunu iddia ederek okul Müdürü Ayhan Doğan'ı istifaya davet eder.

Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nun solcu öğrencileri, okullarında cereyan eden son olayları ve okul idaresinin öğrenciler aleyhindeki tutumunu protesto etmek amacıyla, 11 Ocak 1969 Cumartesi günü, saat 14.00'te bir sessiz yürüyüş tertipler ve Hürriyet Meydan'ından Sultanahmet'e kadar yürür.

Çıkan olaylar nedeniyle toplanan Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Öğretmenler Kurulu, daha önce bir ay yatılılık haklarından mahrum edilen Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nun 10 öğrencisinin, "okuldaki boykot, işgal ve olaylara öncülük ettikleri gerekçesi ile, Milli Eğitim Bakanlığı'nın onayına dayanarak, 27 Ocak 1969 tarihinde aldığı kararla, bu kez, yatılılık haklarından tamamen mahrum eder.

Uzaklaştırma kararı, 3 Şubat 1969 Pazartesi günü, okuldan uzaklaştırılan Hasan Sağlam, Meliha Uysal, Mehmet Çetin, Halit Koçer, Pakize Yavru, Mustafa Çoban, Şakir Kaymak, Muzaffer Oruçoğlu, Ali Taşyapan ve İbrahim Kaypakkaya'ya tebliğ edilir. Bu on örgenci, Danistay`dan iptal ve uygulamalarinn durdurulmasi icin dava acar. Danistay, 5 Nisan 1969 günü, yeniden yürütmeyi durdurma karari alir.

Öğrenciler, okullarına geri dönmeye uğraşırken İstanbul Üniversitesinde bazı fakülteler solcu öğrenciler tarafından işgal edilir. İstanbul Üniversitesinin Hukuk ve İktisat fakültelerini işgal etmiş olan solcu öğrenciler, Fen Fakültesi'ni de işgale katma hazırlığındadır. Bazı sol görüşlü öğrenciler, boykot tertip etmek amacıyla, 12 Nisan 1969 Cumartesi günü sabahı, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda kalan öğrencilerin de eğitim gördüğü Fen Fakültesinde forum düzenler. Düzenlenen forumda boykota karşı olan özellikle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda kalan sağcı öğrenciler ile boykot taraftarı olan solcu öğrenciler arasında kavga çıkar. Boykot taraftarı öğrenciler, sağcı öğrenciler tarafından fakülteden atılır.

Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda kavga çıkarıp yaralamaya sebebiyet verdikleri iddiasıyla İbrahim Kaypakkaya, Halit Koçer, Mehmet Çetin, Hasan Sağlam, Ali Taşyapan, Şakir Kaymak, Mediha Uysal, Pakize Yavru, Muzaffer Oruçoğlu, Mustafa Çoban, Yusuf İşeri, Salman Kaya, Kamil Temizyürek, Necdet Dizman, Ali Uzun, Rıza Gül, Mümin Demirel, Safa Tarhan, Yusuf Coşar, Mevlüt Zengin, Celal Vardar, İbrahim Özdemir, Hamza Işık, Celal Ünlü, Cafer Şen, Hayrettin Sönmez, Aydoğan Şahin, Hasan Gül, Necmi Özkapı, Hakkı Karadeniz, Hüseyin öcal, İbrahim Torun ve Fikri Yılmaz, 18 Nisan 1969 Cuma günü, adliyeye sevkedilir. Savcılar tarafından ifadeleri alınan öğrencilerden Hasan Gül, Aydoğan Şahin ve Salman Kaya, Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tevkif edilir. Bu üç öğrenci, 22 Nisan 1969 Salı günü, avukatları tarafından yapılan itiraz üzerine serbest bırakılır.

Daha sonraki yillarda Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Kaypakkaya ve arkadaslari tarafindan Basilir, Müdür Ayhan Doğan Ağır Yaralanir. Bunun üzerine Polis tarfindan İTÜ Gümüşsüyü Yurdu basılir ve özellikle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda öğrenci olan herkesi toparlayıp Beşiktaş karakoluna götürürler. İbrahim Kaypakkaya`nin o sıralar Türk Solu dergisinde yazıları çıkıyordur. Polis, 'Sen yazarsın ha! Kaldır bakalım sol elini, mitinglerde sol elinizi kaldırıyorsunuz', der ve İbrahim Kaypakkaya`nin sol elini kaldırttır. 'Biz, bunu indirtmesini de biliriz', diyerek jopuyla Kaypakkaya`nin kaldırdığı sol koluna vurmaya başlar. Bir süre jopla vurur polis ama İbrahim, kolunu indirmez ve sürekli yukarda tuttar." Daha sonraki dünde Nezarete alınanlar, 7. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmaları sonunda tevkif edilir. Tevkif edilenler arasında Türk Solu Yazı Kurulu üyesi İbrahim Kaypakkaya'da vardır.

Sağmalcılar Cezaevinde tutuklu kalan İbrahim Kaypakkaya, Şener Özgür, Ali Kırmızıçiçek, Selman Kaya, Necdet Dizman, Sefer Özgür ve İbrahim Özdemir, 30 Nisan 1970 Perşembe günü, 6. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan ilk duruşmada tahliye edilir.

Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube memurları, "Türk Solu" gazetesinin Divanyolu, Klodfarer Caddesi no: 6/6'da bulunan bürosunda, 3 Eylül 1969 Perşembe günü, saat 15.30'da arama yapar.

Yapılan aramada, 35 adet tabanca mermisi, patlayıcı maddeler, sopalar, yasak olduğu bildirilen kitaplar ve Mao ile Lenin'in portreleri bulunur. Bulunan patlayıcı maddeler ve yayınlarla ilgili olarak 15 kişi emniyet mensupları tarafından gözaltına alınır. Gözaltına alınanlar, Emniyet Müdürlüğü 1. Şube Müdürü ligiz Aykutlu tarafından sorgulanır.

Arslan Kılıç, bu konuda şunları anlatmıştır:

"Bizi, Siyasi Polis şefi ligiz Aykutlu sorguladı. Sorgu sırasında İbrahim Kaypakkaya ile ligiz Aykutlu arasında bir kapışma oldu. ligiz Aykutlu, hepimizi sıraya dizdi ve, 'Hepinizin anasını Lenin düzsün', dedi. İbrahim de, 'Bizim anamız Krupskayadır fark etmez dedi. Bunun üzerine Aykutlu, sinirlendi, 'Seni mahvederim. Batacak olan çürük bir gemiye binmiş gidiyorsunuz.', diyerek bağırdı. Yanlış hatırlamıyorsam yine İbrahim, 'Madem bir çürük gemiye binmişiz ve batacağız. Bu telaşınız nedir?', diye karşılık verdi."

1. Şube'de sorgulananlar, daha sonra, Sıkıyönetim Komutanlığına götürülür.

Sıkıyönetim Komutanlığına gönderilenler şunlardır:

İbrahim Kaypakkaya (Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğrencisi), Bora Sabri Gözen (Türk Solu Yazı İşleri Müdürü), Arslan Kılıç (Kimya Fakültesi öğrencisi), Tahir Koçyiğit (Robert College öğrencisi), Orhan Bursalı (SBF öğrencisi), Cemşid Orhan(işçi), Baki Özilhan (Özel Gazetecilik öğrencisi), Celal Toprakoğlu (öğretmen), Hürol Erdurak (Lise öğrencisi), Hasan Sakarya (Lise mezunu-boşta), Çetin Tağman (İTÜ Mimarlık Fakültesi öğ¬rencisi), Mehmet Adil Ovalıoğlu (Işık Mimarlık Fakültesi öğrencisi), Mustafa Adalı (İTÜ öğrencisi), Ahmet Özdemir (İktisat Fakültesi öğrencisi).

Sıkıyönetim ilgilileri, bu konuda hukuksal yetkili olmadıklarını söyleyerek, gönderilenleri, İstanbul Adliyesine yollar. Bora Sabri Gözen ile İbrahim Kaypakkaya tutuklanır, diğerleri serbest bırakılır. Bir üst mahkemeye yapılan itiraz sonunda İbrahim Kaypakkaya ile Bora Sabri Gözen de serbest kalır.

Kaypakkaya`nin babasi Ali Kaypakkaya, kendiside eski bir DP' i olduğu için, Çorum ve havalisinde olan eski DP` ileri tanımaktadır. Tanıdığı kişilerden birisi de 27 Mayıs 1960 ihtilalinden önce, Çorum DP İl Başkanlığı yapan Şevki Bey'dir. Çorum Nakliyat Ambarı sahibi Şevki beyin yanına giden Ali Kaypakkaya, oğlu İbrahim Kaypakkaya'nın okuluyla ilgili sorununu anlatır ve bir çözüm yolu bulmasını ister.
Şevki bey, Okul Müdürü Ayhan Doğan'la görüşür. Ayhan Doğan, "İbrahim, fikrimden vazgeçiyorum. Bundan sonra herhangi bir siyasi olaya katılmayacağım. Örgütsel çalışmalarım olmayacak, diye bir yazı yazsın. Eski haklarına kavuşur", der.
Şevki bey, Ayhan Doğan'ın anlattıklarını Ali Kaypakkaya1`ya, Ali Kaypakkaya da, oğlu İbrahim Kaypakkaya'ya anlatır.

İbrahim, babasına şunları söyler:

"Şimdiye kadar sana hiç karşı gelmedim. Silahın varsa istersen çek beni vur. Fakat benim durumumu anlamanı istiyorum. Fikir kulübü başkanlığı yaptım. Bu fikir kulübünün kurucularından birisiyim. Bir sürü kişi bana inanarak çevremde yeraldı. Bütün bunları inkar edip şimdi kalkıp da fikrimden vazgeçiyorum demem, mümkün değil."



2 Bölüm: Devrimci faliyeleri

PDA ve TIIKP Dönemi

1966-1967 öğretim dönemi, İbrahim Kaypakkaya'nın üniversitedeki gençlik içerisinde devrimcileri tanımaya, onlarla kaynaşmaya başladığı ve öğrenci hareketlerine katıldığı bir dönem olur. Bu donem, aynı zamanda TİP ve Türkiye sosyalistleri içinde Milli Demokratik Devrim-Sosyalist Devrim saflaşmanın başladığı, tartışmalarının hızlandığı bir dönemdir. Bu tartışma ilk önce TİP, hemen akabinde FKF'de yaşanır.
İbrahim, başlangıçta TİP'in sosyalist devrim görüşlerini savunur.

3 Ocak 1967'de ANT, 17 Kasım 1967'de Türk Solu dergileri çıkmaya başlar.
TİP merkezine yakın bir tavır içinde olan ANT'ta kümelenen yazarlar, Türkiye'nin sosyalist devrim aşamasında olduğunu savunan yazılar yazıyorlardı.
Türk Solu dergisi MDD görüşlerini savunmaktadır.

Doğu Perinçek FKF'ye başkan olup FKF yönetimi MDD görüşünü savunan gençlerin eline geçince, daha önce FKF dışında kalmış bazı MDD eğilimli fikir kulüpleri FKF'ye üye olur ve MDD tezleri, FKF gençlik içinde egemen kılınmaya çalışılır. O döneme kadar T!P çizgisinde olan sosyalist gençliğin önemli bir bölümü Türk Solu dergisinin savunduğu MDD cephesine kayar. Bu dönem MDD görüşünü açıklayan broşürler, yayınlar çoğalmıştır. 1968 Kasım ayında Aydınlık Sosyalist Dergisi yayınlanmaya başlar. Daha sonra FKF ve TİP içerisindeki gelişmeler ve İbrahim Kaypakkaya'nin arastirmalari sonucu MDD tezinden yana tavrini koyar. Ve böylece İbrahim, 1968 yılının güzünde MDD görüşüne bir ileri sicrama yasamis olur.

ilk sayısı 1 Temmuz 1969'da çıkan İşçi-Köylü kitle gazetesini çıkartmaya başlar İşçi-Köylü gazetesinin satışına, dağıtımına MDD'ci herkes katılır.

İbrahim Kaypakkaya da, zaman zaman 40 bin, zaman zaman 50 bin basılan ve 8 bin kadar abonesi olan İşçi-Köylü gazetesinin çalışanlarından ve yazarlarından birisidir.

İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu öğrencileri Fikir Kulübü üçüncü kurultayı 2 Ekim 1969 Perşembe günü açılır. Ölen devrimcilerin anısına saygı duruşu yapıldıktan sonra başlayan Kurultayda, ilk olarak, Yüksek Öğretmen Okulundaki devrimci hareketin son durumu gözden geçirilir.

İbrahim Kaypakkaya, yaptığı konuşmada özetle şunları söyler:
"Öğrenci hareketleri küçük burjuva hareketlerdir. Bunlarla artık uğraşmaya gerek yoktur. Öğrenci kitlesinden kopuyorsunuz. Bu çizgi sizi bir avuç silahlı düellocu haline getirir. Köylülerin içinde çalışmak gereklidir."
Geçmiş dönem çalışmalarının eksiklikleri, yanlışları eleştirilerek yeni dönem çalışmalarının aşağıdaki ilkeler ışığında yürütülmesi kararlaştırılır:
-Daha örgütlü, daha disiplinli, daha aktif mücadele.
-Daha çok ideolojik eğitim.
-Kitle hareketleriyle daha sıkı, daha sağlam bağlar.
Seçimlerin sonuçu Şudur.

Yönetim kurulu: Safa Yüksel Tarhan, Necmi Özkapı, Hüseyin Karanlık, Cafer Şen, Hüseyin Akpınar, Muzaffer Oruçoğlu (Yedek), Bahattin Akdeniz (Yedek).
Denetleme kurulu: Ali Rıza Atamtürk, Celal Özkol (Yedek).
Onur kurulu: Akın Özdemir, Yusuf Kayabaşı, İsmail Gençoğlu (Yedek).
Delegeler: İbrahim Kaypakkaya, Halit Koçer, Aydoğan Şahin, Necmi Özkapı, Hüseyin Karanlık, Ali Uzun, Cafer Şen.

Bu arada Birleşik bir sosyalist parti kurmak icin PDA çevresi,uzun bir süreden beridir düsünlen ama ancak 1970 yılı sonbaharında, "Sosyalist Kurultay" kampanyası açar.

7 Aralık 1969 Pazar günü, İstanbul TÖS salonunda, "İşçi Köylü Halkçılık Kurultayı" tertiplenir. Hikmet Kıvılcımlı`nin "Somut Şartların Somut Tahlili", 19 Ocak 1970 Pazartesi günü "Strateji ve Taktik: Stratejik Örgüt ve Taktik Örgütler, 22 Ocak 1970 Perşembe günü İdeolojik-Politik ve Örgütsel Açıdan Proleterya Sosyalizmi/Küçük Burjuva Sosyalizmi ve Sapmalar", 26 Ocak 1970 Pazartesi günü "Milli Demokratik Devrim ve Sosyalist Devrimin Bağlılığı", 29 Ocak 1970 Perşembe günü "Milli Cephe Politikası ve Önümüzdeki Görevler", konuları hakkında, İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği (İPSD)'nin Aksaray-Langa'daki lokalinde, seminer verir. Bu seminerlere katılan İbrahim Kaypakkaya, Muzaffer Oruçoğlu, Necdet Dizman, Yusuf Kayabaşı, Cem Somel ve arkadaşları, Hikmet Kıvılcımlı'ya sorular sorar..

Bu arada "Sosyalist Kurultay meselesine karsi İbrahim Kaypakkaya, Garbis Altınoğlu, Muzaffer Oruçoğlu ve Adil Ovalıoğlu birlikte Doğu Perinçek'e muhalefet ederler." Akabinde kücük toplantilar yaparlar. Bu arada Sosyalist Kurultay basarisizliga ugradigi acik ve nettir.

Birleşik bir sosyalist parti kurulamaz ama zaten kurulmuş olan bir parti iki yıldan beri faaliyetdedir. Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP)'nin kuruluş tarihi, 21 Mayıs 1969 Çarşamba, günüdür. 1970 Ocak ayında toplanir ve bir Merkez Komitesi meydana getirilir.

Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP)'nin ilk Merkez Komitesi şöyledir:

Doğu Perinçek, Vecdi Özgüner, Hasan Yalçın, Ömer Özerturgut, Gün Zileli, Mehmet Altun ve Oral Çalışlar. Merkez Komitesi Yedek Üyeler ise Bora Gözen, Ferit İlsever, Halil Berktay ve İbrahim Kaypakkaya'dır.

İbrahim kaypakkaya, TİİKP'in ilk önce normal üyesi, daha sonra Parti Merkez Komitesi Yedek Üyesi, olmuştur. İbrahim Kaypakkaya'ya Parti üyeliğini Doğu Perinçek, önerir. İbrahim Kaypakkaya'da kabul eder. Kadırga Öğrenci Yurdunda Muzaffer Oruçoğlu ile karşılaşan İbrahim Kaypakkaya, "Son gelişmeleri anlatarak mücadeleye profesyonel olarak katılması" için üyelik önerir. Muzaffer Oruçoğlu, bu öneriyi kabul eder. Muzaffer Oruçoğlu ile İbrahim Kaypakkaya da, yakın tanıdıklarına üyelik önerisi yapar. Arslan Kılıç'a partiye girme önerisini Ferit İlsever, Kabil Kocatürk ve Mehmet Adil Ovalıoğlu'na Muzaffer Oruçoğlu ile İbrahim Kaypakkaya yapar.
Muzaffer Oruçoğlu, İbrahim Kaypakkaya ve Mehmet Adil Ovalıoğlu, üç kişilik bir parti hücresi oluşturur. Toplantılarını, bazan Çembelitaş'ta bir tatlıcının ikinci katında, bazan da Ovalıoğlu'nun evinde yapar.

TİİKP Merkez Komitesi'ne bağlı olarak şu komiteler kurulur:
Ankara İl Komitesi, İstanbul İl Komitesi, Ege Bölge Komitesi, Doğu Anadolu Bölge komitesi, Yurt Dışı Bürosu.
Bu komitelere bağlı olarak ihtiyaca göre şu alt kuruluşlar oluşturulur:
İhtilalci Köylü Birliği, İhtilalci Gençlik Birliği, Şafak basımı bürosu, Ordu kesimlerinde çalışmakla görevli komite, çeviri komitesi, sahte kimlik ve pasaport yapma komitesi.

Bu arada Ayni sekilde Legalde MDD'ci güçler, esas kopuşmayı, Aydınlık dergisinin Ocak 1970 ayı içerisinde, Aydınlık Sosyalist Dergi ve Proleter Devrimci Aydınlık olarak iki ayrı dergi olarak yayınlanmasıyla, somut bir şekilde yaşayarak görür.

18 Ocak 1970 Pazar günü SBF'de yapılan TDGF GYK toplantısında, PDA taraftarlarını, TDGF MYK'dan tasfiye etmeleriyle, yeni bir yapılanmanın açıkça ikinci adımı atılır. TDGF MYK'dan ihraç edilmelerine ve belirli bir dışlanma yaşamalarına rağmen PDA'cılar, tartışmalardan ve Dev-Genç örgütleri içerisindeki yarıştan 1970 kongresine kadar kopmazlar.

Mihri Belli'nin yakın arkadaşı olan Şerif Tekben, Doğu Perinçek grubunun dergideki gücünü azaltmak için, Emniyetten aldığı sahiplik belgesine dayanarak, Türk Solu dergisini 1970 Nisan ayında kapatır.
Kaypakkaya bu siralar Türk Solu dergisinin yazaridir.

Türk Solu.dergisinin yayınına son verilmesi üzerine, Türk Solu dergisi kurucular ve yazı kurulu çoğunluğu olarak, İbrahim Kaypakkaya, Mehmet Altun, Fadıl Barkan, İlhan Berktay, Bora Gözen, Kumru Gözügeçgel, Faruk Haksal, Ezel İnanç, Kemal İşler, Naci Ormanlar, Sevinç Özgüner, Vecdi Özgüner, Nail Satlıgan, Halim Spatar ve Sabetay Varol, bu duruma karsi i "Saflarımızdaki Çelişmeleri Doğru Kavrayalım" başlıklı yazı ile Tavir alirlar.

Bu arada MDD içindeki görüş ayrılıkları, saflar belirginleşmiştir. İdeolojik tartışmalar zaman zaman sertleşmelere kadar varır.

TDGF İstanbul Bölge Yürütme Kurulu, her hafta sonu Cumartesi günleri, İTÜ'de herkese açık forum düzenler. Forumda herkes görüşlerini dile getirir. Fakat, İbrahim Kaypakkaya, görüşlerini dile getirirken zaman zaman sertlikle karşılaşmıştır.

İbrahim'in sol içi sertlikle karşılaştığı ilk olay, 1968 Temmuz ayında, Doğu Perinçek'in başkanlıktan düşürüldüğü Genel Yönetim Kurulu toplantısında meydana gelir ve Erhan Erel, "Sen yenisin bu işlere karışma" anlamında İbrahim Kaypakkaya'yı eliyle iter.

İkinci olay, 1969 yılı sonunda Kadırga Öğrenci Yurdunda meydana gelir. Kadırga Öğrenci Yurdunda, yurt ile ilgili bir toplantı yapılır. Herkes, sırayla konuşmaktadır. İbrahim Kaypakkaya, görüşlerini açıklamak için kürsüye çıkar. Toplantıda bulunanlar, buna tepki gösterir. Uyarılara rağmen ısrarlı bir şekilde görüşlerini laf atarak veya kürsüye gelerek açıklamak istemesi üzerine, Ali Bayram Kara'nın anlattığına göre, "Kadırga Öğrenci Birliği Başkanı Ali Kılıç, İbrahim Kaypakkaya'yı" tartaklar.

Üçüncü olay, Sağmalcılar Cezaevinde meydana gelir. İbrahim Kaypakkaya, Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda meydana gelen bir olay nedeniyle tutuklanarak Sağmalcılar Cezaevine konur. Deniz Gezmiş de bu sıra aynı cezaevinde tutukludur.

Deniz, Öğrenci hareketleri nedeniyle cezaevine gelen gençlerle sabahları spor, akşamları ise teorik eğitim yapmaktadır. Deniz 1.91 boyunda, İbo ise ondan daha küçüktür. İbrahim Kaypakkaya Fikirlerini belirtir. Fıkırlerını belirtigi icin karsi taraf rahatsizlikla karsilar ve uyari yapar. Uyarılara aldırmaz ve bir kaç kez aynı şekilde Fikirlerini belirtir. Vural Yıldırımoğlu, İbo'nun yanına gelerek, "Bak bunlar dev gibi, bunlarla tartışma. Eşit değilsiniz", der.
Devaminda Deniz ile İbrahim, "Sosyal emperyalizm konusunda tartışmaya girer. Deniz, "Sosyalizme soldan ihanet ediyorsunuz", der. İbo, "Sosyal emperyalizmi sosyalizm olarak gösterenlerdir sosyalizme asıl ihanet edenler", deyince, Deniz, sinirlenip İbo'ya bir yumruk atar.

Dördüncü olay, 4 Mayıs 1970 Pazartesi günü, İTÜ Öğrenci Birliği kongresi düzenlenir. PDA'cıların başkan adayı Mehmut Altun, Aydınlık Sosyalist Dergi taraftarlarının adayı Gökalp Eren'dir. Kalabalık bir PDA taraftarı, destek olmak amacıyla, otobüsle Ankara'dan İstanbul'a gelmiştir. Kongre sırasında İbrahim Kaypakkaya, kürsüde görüşlerini açıklamaya başladığı zaman Nahit Tören silahına sarılır. Olay, araya girenler tarafından yatıştırılır.

Son olay, 23 Eylül 1970 Çarşamba günü, TDGF İstanbul Bölge Yürütme Kurulunun İTÜ'de düzenlediği toplantıda meydana gelir. Her zaman Cumartesi günü toplanan forum, bu kez olağanüstü bir durum nedeniyle Çarşamba günü düzenlenir. Toplantıda çok sert tartışmalar olur ve Mustafa Zülkadiroğlu, TDGF İstanbul Bölge Yürütme Kurulu Saymanlığından istifa eder. TDGF İstanbul Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Cihan Alptekin, Necmi Demir, Ömer Erim Süerkan, Gökalp Eren ve Namık Kemal Boya'nın da katıldığı toplantıya PDA çevresinin görüşlerini anlatmak amacıyla İbrahim Kaypakkaya ile Garbis Altınoğlu'da katılır.

Aydınlık Sosyalist Dergi çevresindeki gençler, İbrahim ve arkadaşlarına, "Okulda, şehirlerde sert geçen mücadele var. Bunlar, bundan kaçmak için işçi-köylü mücadelesi deyip mücadele alanlarını terkediyorlar. Bu mücadele kaçkınlarına güvenilmez", gibi suçlamalar getirir.

Toplantıda kavga çıkar. Esas sorun Aydınlık Sosyalist Dergi taraftarları arasında iken "kabak" PDA'cıların başında patlar.

Nahit Tören, Taner Kutlay, Zeki Erginbay, Zihni Çetiner, Mustafa Zülkadiroğlu ve arkadaşları ile İbrahim Kaypakkaya'nın arkadaşları arasında itişme kakışma olur. Talat Aydemir olaylarına karıştığı gerekçesiyle Silahlı Kuvvetler'den atılmış olan Zihni Çetiner, İbrahim Kaypakkaya'nın başına tabure ile vurur. Kabil Kocatürk, İbo'ya saldıranların üzerine atlar. Üstü başı kan içinde kalır.

Kucuk-Burjuva ögrenci genclik önderleri tarafindan Kaypakkayanin Proleter devrimci cizgisi kücümsenir ve red edilir. Kaypakkaya ile Â?işçi-köylü mücadelesi deyip mücadele alanlarını terk ediyorlarÂ? söylemleriyle Karalamarindan vazgecemezeler. Bundan kaynakli Kisada olsa İbrahim Kaypakkaya'nın Işçi, köylü mücadelesi deneyimlerin deginmeden ve irdelemeden gecmenin dogru olmuyacagi kansindayim.

a) Köylü Faliyetleri

9-10 Ekim 1969 günleri SBF'de yapılan FKF-TDGF Kurultayından sonra; İbrahim kaypakkaya, çalışmalarının ağırlığını işçi ve köylü mücadelesine verir. Değirmenköy'deki "Esece" çiftliğini işgal eden bazı köylüler, ağaya karşı kendilerini desteklemeleri ve yardım etmelerini istemek amacıyla TDGF İstanbul Bölge Yürütme kuruluna başvurur. Ankara'dan gelen gençlerle birlikte aralarında TDGF İstanbul Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Cihan Alptekin, İbrahim Kaypakkaya, Namık Kemal Boya, Muzaffer Oruçoğlu, Yavuz Yıldırımtürk, Mehmet Faruk Kurtuluş, Nadir Özel, Kabil Kocatürk, Ali Dinçer, Atıf Uğurlu, Ökkeş Öztemir, Haşmet Atahan, Mehmet Sürücü'nün de bulunduğu gençler, otobüslerle Değirmenköyü'ne gider.
Öğrenciler, "Kahrolsun ağalar", "Toprak köylünün" diye slogan atar. Cihan Alptekin ile İbrahim Kaypakkaya, köylülere yönelik konuşma yapar. İstanbul'dan otobüslerle gelen gençler, köyde fazla durmaz ve işgal edilen araziye gider. İşgal edilen araziden dönen öğrencilere, köylüler yiyecek verir.
İbrahim Kaypakkaya, araziye gidip gelen arkadaşlarını şöyle eleştirir:
"Arkadaşlar, buraya yaklaşık üçyüz kişi geldik. Çok iyi ama gelir gelmez yarım saat bile durmadınız hemen araziye gittiniz. Ne işiniz vardı arazide? Hiç birşey yok. Boş bir tarla. Böyle kitle çalışması olur mu, böyle köylüye destek olur mu? Aradan üç-dört saat geçti. Köylüyle neredeyse bir bağlantı kurmadan otobüse binip gideceksiniz. Bu bir çalışma değil. Oysa her birimiz bir köylüyle konuşsaydık üçyüz köylüyü etkileyebilirdik. Herkes, evlere, kahvehaneye dağılıp çalışma yapsaydı daha iyi olurdu."

İbrahim kaypakkaya, 18 Kasım 1969 tarih ve 105 no.lu Türk Solu dergisiinde, "Değirmenköylülerin Mücadelesine Omuz Verelim" başlıklı bir yazı yazar.

4 Şubat 1970 Çarşamba günü Balıkesir Savaştepe'de, 7 Şubat 1970 Cumartesi günü Aksihisar'da, 10 Şubat 1970 Pazar günü Ödemiş'te tütün üreticileri ile gençler, gösteri yürüyüşü düzenler. Akhisar'daki mitinge İstanbul'dan, İzmir ve Ankara'dan PDA ve İşçi-Köylü'nün bütün kadroları katılır. Bunların arasında Cem Somel, İbrahim Kaypakkaya, Muzaffer Oruçoğlu da vardır.

İbrahim Kaypakkaya ile Muzaffer Oruçoğlu, 1970 Şubat ayının son haftasında Tekirdağ'a bağlı Kaşıkçı köyüne giderler.

İbrahim Kaypakkaya, Mehmet Altun ve Adil Ovalıoğlu 1970 yılının son ayında Çorum'a gider. Daha sonra Karaknya köyünde arkadaşlarıyla buluşan Ali Mercan`da , Corumdaki çalışmalara katılır. Yaklaşık iki ay kadar Çorum ve civarında yaptıkları çalışma sonunda derledikleri bilgiler, "Çorum İlinde Sınıfların Tahlili" başlığı altında Proleter Devrimci Aydınlık dergisinde yayınlanır.

b) Isci Faliyetleri

İbrahim Kaypakkaya, Muzaffer Oruçoğlunu PDA ve İşçi-Köylü İstanbul'daki Yazı Kurulunda görmekteyiz. Muzaffer Oruçoğlu "Koy Komitesi", İbrahim Kaypakkaya "İşçi Komitesi" sorumlusudur.

Amerikan 6. Filosunun İstanbul'u bir haftalık ziyaretine karşı olan devrimci işçi ve öğrenci örgütleri, bir hafta boyunca eylem düzenler. Bir haftalık eylemin son gününde, devrimci gençlik ve işçi örgütleri, "Emperyalizm ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü" için, 16 Şubat 1969 Pazar günü, saat 14'de Beyazıt Meydanında toplanır. İbrahim Kaypakkaya, Muzaffer Oruçoğlu, Arslan Kılıç, Ali Taşyapan ve Kabil Kocatürk de arkadaşlarıyla birlikte yürüyüştedir. Yaklaşık kırk bin kişilik topluluk, Amerikan 6. Filosu aleyhinde tezahürat yaparak Sirkeci-Dolmabahçe yoluyla Taksime doğru yürümektedir. Bu sırada, şeriatçılar, yürümeye devam eden devrimci gençleri, önce taş yağmuruna tutar. "Vur, Allah için vur ... ", "Komünistleri geberteceğiz" şeklinde hücuma geçen "ŞeriatçiIarla "Devrimci'ler arasında öldürücü bir kavga başlar. Olaylar sonunda Duran Erdoğan adlı bir işçi ile Ali Turgut Aytaç adında Akbank'ın Umum Müdürlük kısmında çalışan bir memur ölür, yaklaşık 150 kişi yaralanır. Yaralananlar arasında Ali Taşyapan da vardır.

Çorum'da özel idareye bağlı Alpagut Linyit İşletmesinde çalışan işçiler, 13 Haziran 1969 günü, işyerlerini işgal eder. İşçiler, işgal ettikleri işletmede kendi başlarına istihsal ettikleri kömürün satışını yapmaya başlar. İbrahim Kaypakkaya da, bu dönem, Çorum'a İşçi-Köylü gazetesi getirir. lpagut işçilerinin sorunlarıyla ilgilenen İbrahim Kaypakkaya ve Ali Mercan, İşçi-Köylü gazetesi aracılığıyla propaganda yapar. lpagut işçilerinin işgali, 16 Temmuz 1969 Çarşamba günü, emniyet mensuplarının müdahalesiyle sona erer. 5'i sendika yöneticisi olmak üzere 13 işçi ve 1 memur işten çıkarılır.

İşçi-Köylü gazetesinin İşçi Bürosu sorumlusu İbrahim Kaypakkaya, bu dönem, bazı fabrikalara giderek ajite-propaganda çalışması yapar ve bu çalışmalarını kaleme alır. Kartal Eğe Sanayiinde çalışan 152 işçi, üç arkadaşlarının işten atılması üzerine onlarla birlikte ayni saflarda mücadele eder. Ve bunlarin sorunlarini yalin ve korkusuca halkin ögrenmesi icin Isci Köylü, Türk Solu dergisi vb yayin organlarinda halka ulastir.

İbrahim Kaypakkaya, bu dönem Pertriks işçilerinin yaptığı greve destek olmaktadır.

İşçi-Köylü İstanbul İşçi Bürosu'nun hazırladığı ve PDA dergisinin 2 Mart 1971 tarih, 32. sayısında yayınlanan, "İstanbul'da İşçi Sınıfı Hareketi Kuvvet Topluyor Yeni Bir Fırtınaya Doğru" başlıklı yazıda yaptıkları çalışmalar hakkında şu bilgiler verilmektedir:

"Amerikan emperyalizmi ve onun uşağı AP iktidarının zulüm ve baskılarına rağmen işçi sınıfının mücadelesi bütün yurtta her geçen gün gelişiyor. Son birkaç ay içinde yalnız İstanbul'da, çok sayıda işgal, grev ve çeşitli direnişler oldu. Hakim sınıflar, işçi sınıfının gelişen mücadelesini durduramıyor. Son birkaç ay içinde toplum polisinin sayısı arttırıldı. İstanbula komando birliği getirildi. İşçiler zindanlara atıldı en vahşi işkencelere uğratıldı. Üniversite kapılarında gencin .kurşunlanırken, fabrika duvarları dozerlerle yıkıldı. Daha çok ücret, daha iyi yaşama şartları için direnen işçiler öldürüldü.

Bütün bu zulüm ve baskılar, işçileri yıldırmıyor. Onlar mücadelelerine yiğitçe devam ediyorlar. Çünkü, 15-16 Haziran şanlı işçi mücadelesi, bütün yurtta olduğu gibi İstanbul'da da işçi sınıfının mücadelesine ışık tutmaktadır. İşçiler, 15-16 Haziran mücadelesinden aldıkları deneylerle mücadelelerini daha bilinçli ve daha sağlam yürütüyorlar.

Son aylar içerisinde İstanbul'da Teksif, 8.000 tekstil işçisini greve soktu. Cihan Komandit işçileri, Pertriks ve Grundig fabrikalarında grev yaptılar. Otomobil-İş Sendikası, büyük bir miting düzenledi. İşçiler, 'patronların zulmüne karşı' mücadele edeceklerini bildirdiler. Bereç işçileri, patronun ve sarı sendika Petrol-İş'in baskılarını yenerek, Kimya-İş'e geçti. Lastik-İş'e bağlı Doğan Lastik işçileri greve gitti. Lastik-İş işçileri, sarı sendika Kaucuk-İş'le ve Lastik-İş içine kadar sızan sarı sendikacılarla mücadele etmeye karar verdi. Gerçek bir çelik kale nedir? Bu kitlelerdir. Gerçekten ve samimiyetle devrimi destekleyen milyonlarca ve milyonlarca halktır. (Mao Zedung)

Ayni dönemlerde özelde İbrahim Kaypakkaya'nın bazı sendikacılar ve işçilerle yakın ilişkileri vardır.

c) Ibrahim Kaypakkayada bir bilinc sicramasi yaratan 15-16 Haziran Olayları

İbrahim Kaypakkaya, yeni sendikalar kanunu tasarısına karşı İstanbul, İzmit, Gebze bölgelerinde meydana gelen işçi olaylarının birinci günü olan 15 Haziran 1970 Pazartesi günü, Ankara'dadır. 15 Haziran Pazartesi günü gecesi Ankara'dan hareket ederek sabaha karşı İstanbul'a gelen İbrahim Kaypakkaya, ve diger arkadaslariyla, doğruca TIP Beykoz İlçe Başkanı olan İTÜ öğrencisi Kayhan Şahin-beyoğlu'nun Kandilli'de bulunan evine gider. Evde bir süre dinlenen ve yaşanan gelişmeleri arkadaşlarından öğrenen İbrahim Kaypakkaya, Oral Çalışlar, Gün Zileli ve bir kaç arkadaşı, Türk Solu'nun bürosuna gider ve Yazı İşleri müdürü Bora Sabri Gözen'den olaylar hakkında bilgi aldıktan sonra, hangi bölgelere gideceklerini aralarında kararlaştırırlar. Ve sonuc olarak İbrahim Kaypakkaya, Mehmet Altun, Ali Mercan, Ali Taşyapan ve Arslan Kılıç, 16 Haziranda Topkapı'da başlayan yürüyüş koluna Divanyolu'ndaki Türk Solu bürosundan katılır.

Millet Caddesi, Aksaray, Laleli yoluyla yürüyerek Çağaloğlu'na gelen işçiler, Valilik binasının önünde tankların barikatıyla karşılaşır. Tankları aşan işçilerin önü, Sirkeci'ye doğru inerken Meserret Kahvehanesinin önünde tanklarla bir daha barikat kurulurak engellenmeye çalışılır. Barikatı bir kere daha aşan işçiler, Sirkeci-Eminönü güzergahını izleyerek Galata Köprüsü'nün önüne gelir. Fakat, Galata Köprüsü açılmıştır. Eminönü tarafında kalan işçilerin amacı Gültepe-Levent tarafından gelen işçiler koluyla birleşmektir. Galata Köprüsü açılmayınca Unkapanı yoluna dönen işçilere, Tekel işçileri katılır. Fatih, Edirnekapı tarafına yürüyen işçiler, o güzergahta dağılır. Artık akşam olmuştur.

İki gün boyunca İstanbul sokakları demokratik haklarının bir parçası olan, örgütlenme ve toplu sözleşme haklarını koruyan yüzbinlerce emekçinin sesine tanık oldu. Üç koldan yürüyüşe geçen işçiler, İzmit, GebzeÂ?den KadıköyÂ?e, LeventÂ?ten Mecidiyeköy ve TaksimÂ?e, BakırköyÂ?den Topkapı ve EdirnekapıÂ?ya kadar ulaştılar. Ve KadıköyÂ?de açılan ateş sonucu, üç kişi yaşamını kaybetti. 16 HaziranÂ?da sıkıyönetim ilan edildi ve DİSK yöneticileri tutuklanarak haklarında dava açıldı. Bir süre sonra davalar beraatla sonuçlandı. Ve Yasa; Â?Anayasaya aykırı olduğuÂ? gerekçesiyle oy birliği ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi

Olaylar bittikten sora İbrahim Kaypakkaya,ve arkadaşları, yine İTÜ öğrencisi Kayhan Şahinbeyoğlu'nun Kandilli'de deniz kenarında olan evinde biraya gelir. Bora Gözen, Kaypakkaya ve arkadaşlarına, "Boğaziçi Üniversitesi'nde bizim arkadaşların toplantısı var. Siz de gelin bir durum değerlendirmesi yapalım", der. Fakat, gece sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. "Can Yücel'in sahilde bir sandalı var. Onu alıp gidelim", denir. Ankara'dan gelenlerin bir kısmı gitmez. Boğaziçi Üniversitesindeki toplantıya katılan İbrahim Kaypakkaya, geri dönüp toplantıda yaşananları arkadaşlarına anlatır.

Diğer sol hareketlerde olduğu gibi PDA çevresinde de tartışmalar, farklılıklar özellikle 15-16 Haziran 1970 olaylarından sonra daha da belirginleşir.
İbrahim KAYPAKKAYA da 15-16 Haziran'ı şöyle değerlendirir:
"İşçi sınıfımızın kendiliğinden gelme mücadelesi 15-16 Haziran'da doruğuna ulaştı. İşçiler bütün burjuva ve küçük-burjuva revizyonist kliklerini tepeleyip geçtiler. 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ve arkasından gelen sıkıyönetim, bazı kadroların bilincinde önemli bir sıçrama yarattı. Bu arkadaşlar, işçi hareketinden ve onu izleyen zor mücadele günlerinden önemli dersler çıkardılar.
İşçi hareketi, birinci olarak, devrimin şiddete dayanacağını, bunun zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Aybar-Aren oportünizmine ve bütün pasifist, parlamentarist görüşlere ağır bir darbe indirdi.
İkinci olarak, işçi hareketi, burjuva devlet teorilerine ağır bir darbe indirdi. Halkın kurtuluşunu hakim sınıfların ordusundan beklemenin ne derece ahmakça bir hayal olduğunu gözler önüne serdi. Çünkü işçi direnişi tanklarla, süngülerle, sıkıyönetimle bastırılmıştı. Süngülerin gölgesine sığınan patronlar, sıkıyönetim makamlarıyla birlikte yüzlerce işçiyi işten atmışlardı. Yüzlerce devrimci işçi ve aydın, sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. Bütün bunlar M. Belli'nin, D. Avcıoğlu'nun ve H. Kıvılcımlı'nın cuntacı hayallerinin ve anti-Marksist-Leninist devlet ve ordu tahlillerinin saçmalığını ortaya çıkardı.
Üçüncüsü, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, gerçek kahramanın kitleler olduğunu bir kere daha gösterdi. Ve bir avuç seçkin aydın grubuna dayanarak devrim yapmayı hayal eden bireyci küçük-burjuva akımlarına ağır bir darbe indirdi.
Dördüncüsü, 15-16 Haziran direnişinin bastırılması, devrimin ilk başlarda şehirlerde başarıya ulaşamayacağını, şehirlerde zaman zaman ortaya çıkacak işçi ayaklanmalarının kırlık bölgelere çekilmediği taktirde bastırılmaya mahkum olduğunu gösterdi. PDA kliğinin belirsiz bir gelecekte, şehirlerde genel ayaklanma ile iktidarı ele geçirme hayallerine ağır bir darbe indirdi.
Beşincisi, 15-16 Haziran'dan sonra gelen ve üç ay süren sıkıyönetim, en zor şartlarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci bir örgütlenmeyle, kanun dışı bir temel atarak ve çalışmaları bu temel üzerine inşa ederek mümkün olabileceğini gösterdi. Legaliteye bel bağlamanın, revizyonist örgütlenmenin, şiddetlenen sınıf mücadelesi şartlarında halkımıza zarar vermekten başka bir işe yaramayacağını gösterdi.
Altıncısı, 15-16 Haziran direnişi, ülkemizde devrimin objektif şartlarının ne kadar olgunlaştığının somut bir delili oldu."

(İbrahim KAYPAKKAYA, Seçme Yazılar, s. 273-275, Ocak Yayınları, İstanbul 1979)


1960'Jı yılların başlangıcında Che Guevera'nın etkilemediği solcu genç yoktur. Herkes, Che gibi olmaya özenmektedir. Che'nin öldürülmesi bütün gençleri etkilemiş, silahlı mücadele anlayışı romantik bir duygudan çıkmış düşünce haline gelmiştir. Bu nedenle, Çin, Latin Amerika, Hindistan, Vietnam de¬neyimini kendine amaç edinen MDD'ci gençlerin kafasında silahlı mücadele anlayışı baştan itibaren vardır. Mao Zedung'un "Seçme Eserlerinin Türkiye'de yayınlanmasıyla bir kısım PDA'cı gençlerin kafasında silahlı mücadele netleşir. En büyük etken ise Çin'deki Büyük Proleter kültür devriminin sarsıntıları, Hindistan Komünist Partisi'nin halk savaşı pratikleri, Kaypakkaya'yı etkileyen iki ana kaynaktan biri olarak öne çıkmıştır. İbo, sila

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !